ANLATIM BOZUKLUKLARI
21/12/2006 · Kategori: turkce
Anlamla İlgili Anlatım Bozuklukları
Gereksiz Sözcük ve Ek Kullanımı : İyi bir cümlede yeterli sayıda sözcük kullanılır. Başka bir deyişle gereksiz sözcüklere yer verilmez. Çünkü, gereksiz sözcük kullanımı cümlenin duruluğunu bozar ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğu şu şekillerde olabilir :
Eş ve Yakın Anlamlı Sözcüklerin Aynı Cümle İçinde Kullanılması : Örnek :
Atatürk’ün yaptığı yenilikçi devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Atatürk’ün yaptığı devrimler, sosyal ve siyasal yaşamımızı kökünden değiştirmiştir.
Yatmadan önce dişlerini fırçalamayı unutma.
Yatmadan dişlerini fırçalamayı unutma.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranış biçimlerinde bir gariplik yoktu.
Giyimlerinde, konuşmalarında ve davranışlarında bir gariplik yoktu.
Yardımcı Eylemlerin Gereksiz Kullanılması : “Et, ol” yardımcı eylemlerinin yerini ad ve ad soylu sözcüklere gelen herhangi bir yapım eki tutuyorsa, ya da bunlar cümleden çıkarıldığında, bir anlam değişimi veya daralması olmuyorsa, yardımcı eylemlerin kullanılması gereksizdir. Örnek :
Kendine iyi bakmadığı için sık sık hasta oluyor.
Kendine iyi bakmadığı için sık sık hastalanıyor.
Doktorun bütün hastalarını iyi ettiğini duydum.
Doktorun bütün hastalarını iyileştirdiğini duydum.
Bu işin en kısa sürede biteceğini umut ediyordum.
Bu işin en kısa sürede biteceğini umuyorum.
Gereksiz Ek Kullanımı : Örnek :
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katılmıştı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katılmıştı.
Bu bestesi onun en tanınmış eseridir.
Bu beste onun en tanınmış eseridir.
Babamın başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Babam başı ağrıdığında aspirin içerdi.
Yanlış Anlamda Kullanılan Sözcükler : Kimi sözcükler aynı kökten türediği için yazılış ve okunuş olarak birbirine benzer; ancak bunların anlamları farklıdır. Bu sözcükler karıştırılıp birbirinin yerine kullanılırsa, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Ayrıca kimi durumlarda cümlenin anlamıyla, o cümlenin içinde yer alan bir sözcük anlamaca uyuşmaz, çelişir. Sözcük yanlış anlamda kullanıldığı için de anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek :
Güzelliğinin farkında olduğunu belirten davranışlar sergiliyordu.
Güzelliğinin farkında olduğunu gösteren davranışlar sergiliyordu.
Bu kadar çekimser olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol.
Bu kadar çekingen olmana gerek yok; aralarına katıl, girişken ol.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar sağlamaktadır.
Kimi uyarıcı ilaçlar, sporculara yarardan çok zarar vermektedir.
Yanlış Yerde Kullanılan Sözcükler : Bir cümlede her sözcüğün yerli yerinde, başka bir deyişle her sözcüğün kullanılması gereken yerde olması gerekir. Cümle içindeki bir tek sözcüğün bile yerini değiştirmek farklı anlamlar, farklı yorumlar ve yargılar oluşturur. Kimi zaman da mantıksal tutarsızlıklara yol açar. Örnek :
Ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış ülkemizin belli bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ülkemizin ekonomik ve sosyal yönden geri kalmış belli bölgelerine kalkınmada öncelik tanınacak.
Ankara’da Kızılay’ın yapılan yeni binası görkemli olacak.
Kızılay’ın Ankara’da yapılan yeni binası görkemli olacak.
Okulu bitirince doktor olarak doğduğu kasabada çalışmaya başladı.
Okulu bitirince doğduğu kasabada doktor olarak çalışmaya başladı.
Anlamca Çelişen Sözcükler : Anlamca, cümlenin yargısıyla uyuşmayan, cümlede iletilen yargıyla çelişen ya da karşıtlık yaratan sözlerin bir arada kullanılması önemli bir anlatım kusurudur. Cümlenin anlamında çelişki, genellikle “kesinlik” ve “olabilirlik” anlamı taşıyan sözlerin bir arada kullanılmasından kaynaklanır. Örnek : Kapının önünde tamı tamına üç beş nöbetçi vardı.
Kapının önünde üç beş nöbetçi vardı.
Eminim ki bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Bunca gürültü patırtı en çok onu üzmüş olsa gerek.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda belki alacaksın.
Kuşkusuz bütün çalışmalarının ödülünü sonunda alacaksın.
Mantısal Tutarsızlık : Bir cümlede, iletilmek istenen anlamın eksiksiz olabilmesi için düşünce ve mantık son derece önemlidir. İyi bir anlatımda sağlam bir düşünme ve mantık yürütme temel koşuldur. Mantıksal hataları ve tutarsızlıkları içeren cümleler, dil bilgisi kurallarına uygun olsalar bile anlamı ve yargıyı eksiksiz iletmezler. Bu tür yanlışlar genellikle dikkatsizlik sonucu ortaya çıkar. Örnek: Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere hatırlatmaya çalıştık.
Önümüzdeki haftanın önemli programlarından bazılarını sizlere tanıtmaya çalıştık.
Önlem alınmazsa bu hastalık ölüme, hatta kısmi felce neden olabilir.
Önlem alınmazsa bu hastalık kısmi felce, hatta ölüme neden olabilir.
Son turda atlet, arkasındaki yarışçıyı bir hamlede geçti.
Son turda atlet, önündeki yarışçıyı bir hamlede geçti.
Deyim ve Atasözü Yanlışları : Deyim ve atasözleriyle ilgili iki tür yanlışlık yapılabilir :
§ Deyimler ve atasözleri, kalıplaşmış söz gruplarıdır. Bu kalıpların bozulması ve bir sözün yerine eş anlamlısının getirilmesi anlatım bozukluğu yaratır.
§ Bir deyimin ilettiği anlamla, cümlenin taşıdığı anlam arasında bir uyumsuzluğun olması anlatım bozukluğuna neden olur. Örnek :
Bir koyundan iki deri çıkmaz.
Bir koyundan iki post çıkmaz.
Haydi bakalım seç pirincin taşını.
Haydi bakalım ayıkla pirincin taşını.
Tüm itirazlara göz yummuştu.
Tüm itirazlara kulak tıkamıştı.
Karşılaştırma Yanlışları : Kimi durumlarda varlıklar, nesneler ve kavramlar arasındaki benzerlik ve farklılıkları göstermek için yapılan karşılaştırmalar ya ikili bir anlam, iki farklı yorum yaratır ya da mantığa uymaz. Böyle durumlarda cümlede anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek :
Kardeşim annemi babamdan çok sever.
Sen futboldan benden daha çok hoşlanırsın.
Sırma gibi siyah saçlarını toplayıp topuz yaptı.
Dil Bilgisi Kuralları İle İlgili Anlatım Bozuklukları :
Yüklem Yanlışları :
Yüklem Eksikliği : İki farklı yargının tek eylemsiye veya tek yükleme bağlanması, çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve bu durum anlatım bozukluğu yaratır. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yan cümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek :
Çok az veya hiç çalışmadan sınava girdiler.
Çok az çalışarak veya hiç çalışmadan sınava girdiler.
İş konusunda ben onu, o da beni etkilemek istemez.
İş konusunda ben onu etkilemek istemem, o da beni etkilemek istemez.
Hava açık; ama sıcak değildi.
Hava açıktı; ama sıcak değildi.
Yüklem Uyuşmazlığı : Sıralı cümlelerde yüklemlerin kip ve kişi ekleri yönünden uyumlu olmaları gerekir. Bu eklerin uyumsuzluğu anlatım bozukluğu yaratır. Örnek : Sabahları bana uğrar, okula birlikte giderdik.
Sabahları bana uğrardı, okula birlikte giderdik.
Badana boya bitmiş, evi yerleştirecektik.
Badana boya bitmişti, evi yerleştirecektik.
Bu konuda seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştü sanırım.
Bu konuda seyircilerle biz eleştirmenler bir kez daha ters düştük sanırım.
Birleşik cümlelerde, yan cümlenin yüklem çatısıyla temel cümlenin yüklem çatısı, etkenlik ve edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. Birinin çatısıyla temel cümlenin yüklem çatısı, etkenlik ve edilgenlik yönünden uyumlu olmalıdır. Birinin çatısı etkenken diğerinin edilgen olması, çatı uyumsuzluğuyla ilgili anlatım bozukluğu oluşturur. Sıralı cümlelerde yer alan yüklemlerin de çatılarının etkenlik edilgenlik yönünden uyumlu olması gerekir. Örnek :
Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuyordu.
Toplantıda hep aynı konu tartışılıyor, saatlerce aynı şeyler konuşuluyordu.
Midesinden şikayeti olanlara fazla kızartma yememesini tavsiye ediyorlar.
Midesinden şikayeti olanlara fazla kızartma yememelerini tavsiye ediyorlar.
Özne Yanlışları : Sıralı ve bağlı bileşik cümlelerde ortak olarak kullanılan öznenin bütün yüklemlere uyması gerekir. Özne, bu eylemlerden birine uymazsa cümlede özne yüklem uyuşmazlığı ortaya çıkar. Bu tür anlatım bozuklukları, her farklı yargıya ayrı bir özne kullanılmasıyla giderilebilir. Ayrıca özneyle yüklem arasında, kişi yönünden ve tekillik çoğulluk yönünden bir uygunluk da olmalıdır. Örnek :
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve ikinci baskıya girecek.
Kitaptaki yanlışlar düzeltilecek ve kitap ikinci baskıya girecek.
O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle çok çabuk satılmış.
O resimlerinde pastel renkleri kullanmış, bu nedenle resimleri çok çabuk satılmış.
Nesne Yanlışları :
Nesne-Yüklem Uyuşmazlığı : Bu uyuşmazlık, bileşik cümlelerde nesnenin, ilk cümlenin yüklemine uymamasından kaynaklanır. Bu bozukluk ikinci cümleye dolaylı tümleç, edat tümleci veya nesne eklenerek giderilebilir. Örnek :
Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman mektup yazdı.
Beni hiçbir zaman unutmadı, her zaman bana mektup yazdı.
Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, yerine oturttu.
Çocuğun gözlerindeki yaşı silip, çocuğu yerine oturttu.
Nesnelerin Yapısal Uyuşmazlığı : Bir cümlede aynı eklerle türetilen birden çok eylemsi, nesne görevinde kullanılabilir. Bu nesnelerin ekleri farklı kullanılmışsa bunlar arasında yapısal uyumsuzluk oluşur ve bu uyumsuzluk anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :
Seni anladığımı ve onaylayışımı gözden kaçırmazdın sanmıştım.
Seni anladığımı ve onayladığımı gözden kaçırmazdın sanmıştım.
Ne gelişini ne de gittiğini gördüm.
Ne gelişini ne de gidişini gördüm.
Tümleç Yanlışları :
Dolaylı Tümleç-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde ortak olarak kullanılan dolaylı tümlecin, ilk cümlenin yüklemine uyarken ikinci cümlenin yüklemine uymadığı görülebilir. Böylece tümleç-yüklem uyuşmazlığı ile ilgili anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Örnek : Kadına her fırsatta bağırıyor, sürekli aşağılıyordu.
Kadına her fırsatta bağırıyor, kadını sürekli aşağılıyordu.
Sana her konuda güveniyor ve yardım bekliyoruz.
Sana her konuda güveniyor ve senden yardım bekliyoruz.
Zarf Tümleci-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde, zarf tümleci ortak olmadığı halde, bütün yüklemler için ortak öğe kabul edilirse, anlatım bozukluğu ortaya çıkar. Bu anlatım bozukluğu, ikinci cümleye bir zarf tümleci ilavesiyle giderilebilir. Bu nedenle bu anlatım bozukluğunun diğer adı, zarf tümleci eksikliğidir. Örnek :
Her zaman senin yanındayım, seni yalnız bırakmayacağım.
Her zaman senin yanındayım, hiçbir zaman seni yalnız bırakmayacağım.
Hiçbir zaman kendini düşünmedi, ailesinin mutluluğu için çalıştı.
Hiçbir zaman kendini düşünmedi, her zaman ailesinin mutluluğu için çalıştı.
Edat Tümleci-Yüklem Yanlışları : Bileşik cümlelerde, edat tümleci durumundaki öğe, ortak olmadığı halde ortak kabul edilirse anlatım bozukluğu meydana gelir. Bu uyuşmazlık ikinci cümleye uygun bir tümleç ya da nesne eklenerek giderilebilir. Aynı şekilde bir dolaylı tümleç, nesne ya da öznenin yüklemle uyum sağlamayış nedeni bir edat tümleci eksikliği olabilir. Örnek :
Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce sohbet ederdi.
Akşamları kitapçıya uğrar, saatlerce onunla sohbet ederdi.
Arkadaşımın babası geldi, bir süre sohbet ettik.
Arkadaşımın babası geldi, bir süre onunla sohbet ettik.
Tamlama Yanlışları :
Tamlaması Yanlışları : Bir ad tamlamasında;
§ Tamlayan ya da tamlanan sözcüklerden birinin eksikliği,
§ Tamlayan veya tamlanan eklerinden birinin kullanılmaması dolayısıyla tamlayan eksikliğinin anlam belirsizliği yaratması, ad tamlamasına ilişkin belli başlı yanlışlıklardır. Örnek :
Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de zamanıdır.
Onun böyle işlerle uğraşmaya ne vakti vardı ne de bunun zamanıdır.
Sıfat Tamlaması Yanlışları : Sıfat tamlamasına ilişkin yanlışlıklar şu şekilde oluşabilir;
§ “Bir” den büyük sayı sıfatlarıyla kurulan sıfat tamlamalarında adın çoğul eki alması yanlışlık yaratır. Bu tür sıfat tamlamalarında adın tekil kullanılması gerekir. Örnek:
Toplantıda üç ya da daha çok konuşmacılar söz alacakmış.
Toplantıda üç ya da daha çok konuşmacı söz alacakmış.
Dışarıda iki insanlar seni soruyordu.
Dışarıda iki insan seni soruyordu.
§ “Birçok, biraz, herhangi, birkaç, hiçbir, her” gibi belgisiz sıfatların tamlayan olduğu sıfat tamlamalarında, adın tekil kullanılması gerekir. Örnek :
İhaleye birçok yerli ve yabancı firmalar katıldı.
İhaleye birçok yerli ve yabancı firma katıldı.
Hiçbir anne ve babaların buna itiraz edeceğini sanmam.
Hiçbir anne ve babanın buna itiraz edeceğini sanmam.
§ “Her” belgisiz sıfatının tamlayan olduğu sıfat tamlamalarında, yüklemin olumsuz olması anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :
Bu mevsimde her çeşit kuş avlanmayacaktır.
Bu mevsimde hiçbir çeşit kuş avlanmayacaktır.
Bu tarihlerde her grup sınavlarını aksatmayacak.
Bu tarihlerde hiçbir grup sınavlarını aksatmayacak.
Yapıları Yanlış Olan Sözcükler : Kimi zaman yapım eklerinin sözcüklere, kurallara uygun olarak seçilmemesinden dolayı, kimi zaman da eklerin yanlış seçilmesi nedeniyle sözcüklerin yapıları bozuk olur. Yanlış yapılandırılmış sözcükler, dil bilgisi kurallarına uymaz ve anlatım bozukluğu yaratır. Örnek :
Çocuğu iyi bir doktora bakıtmak gerekiyor.
Çocuğu iyi bir doktora baktırmak gerekiyor.
Alıkoyulan paketleri yarın postaya verelim.
Alıkonulan paketleri yarın postaya verelim.
Bu eşyaları pahalılatmak müşteri kaybına yol açar.
Bu eşyaları pahalılaştırmak müşteri kaybına yol açar.
Yanlış Ek Kullanımı : Bir sözcüğe, gelmesi gereken ekin dışında yanlış bir ekin getirilmesi de kimi zaman anlatım bozukluğuna yol açar. Örnek :
Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olduğundan kaynaklanıyor.
Sorun arkadaşlarımızın bizi bu konuda iyi aydınlatmamış olmasından kaynaklanıyor.
Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesine sağlamak gerekir.
Okuduklarını ezberlemek değil, tartışarak özümlemesini sağlamak gerekir.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşulmamıştır.
Her ne kadar şehir dışına taşınmışsak bile beklenen rahatlığa kavuşamadık.
Noktalama Yanlışları : Noktalama işaretlerinin eksik ya da yanlış yerde kullanılması; cümleleri bir anlam belirsizliğine sürükleyebileceği gibi cümleden birden fazla anlam çıkmasına da yol açabilir. Bu nedenle noktalama işaretlerinin anlama etkileri ve kullanıldığı yerler iyi bilinmelidir. Yanlış kullanımlar ortaya çıkarsa amaçlanan anlama ulaşmak mümkün olmaz. Bu durumlar da cümlede bir anlatım bozukluğu yaratır Örnek :
Yabancı dükkandı eşyaları beğenmedi.
Yabancı, dükkandı eşyaları beğenmedi.
Bebekler için, ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.
Bebekler için ağlamak, açlık ve korku gibi durumların en doğal ve tek anlatım biçimidir.
Kadın şoförü şöyle bir süzdü.
CÜMLE BİLGİSİ
21/12/2006 · Kategori: turkce
Cümle : Bir duygu, düşünce veya isteği kısaca bir yargıyı bildiren sözcük dizisine cümle denir.
ü Çalıştım.
ü Ders çalıştım.
ü Sabaha kadar durmadan ders çalıştım.
Uyarı : Cümle yargı bildiren anlatım bütünlüğüdür. Buna göre yargı bildirmeyen biz söz öbeği, cümle değildir. Sözgelimi, Akıllı adam, bir sıfat tamlaması olup, cümle değeri taşımaz. Oysa Adam akıllıydı. Dendiğinde bu bir yargı, bildirir ve cümle adını alır.
Cümlenin Öğeleri :
Temel Öğeler :
Yüklem : Cümlede iş, oluş, hareket, kısaca yargı bildiren sözcük veya söz grubudur. Bu tanıma dayalı olarak yüklemin iki şekilde karşımıza çıkabileceğine dikkat edelim.
Eylem Tabanı + Haber Kipi + Kişi Eki = Yüklem
Eylem Tabanı + Dilek Kipi + Kişi Eki = Yüklem
Ad ve Ad Soylu Sözcük + Ekeylem = Yüklem
Örnek : Gurbetten gelmişim, yorgunum hancı.
Şuraya bir yatak ser, yavaş yavaş
UYARI : Ad ve ad soylu sözcükler ekeylemle çekimlenmeden de yüklem görevinde bulunabilir. Örnek : İçimde tuhaf bir hüzün vardı. (var + idi)
İçimde tuhaf bir hüzün var. (var).
Yüklemin Özellikleri :
ü Yüklem, tek sözcükten oluşabileceği gibi söz öbeklerinden de (Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler, ikilemeler, bileşik eylemler) oluşabilir. Örnek :
Birinci vazifen Türk istiklalini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.
(Yardımcı eylemle kurulan bileşik eylem, yüklem durumunda)
Bu ev, kırmızı damlı eski bir köy eviydi. (Yüklem, sıfat tamlaması durumunda)
Sizinle konuşan kadın, çocuğun halasıymış.(Ad tamlaması, yüklem durumunda)
O sabah güneş pırıl pırıldı.(İkileme, yüklem durumunda)
Bu kez galiba baltayı taşa vurduk. (Deyim yüklem durumunda.)
ü Yalnızca ad değil, ad soylu tüm sözcükler ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :
Yurdumuzu kurtaran, Atatürk’tür (Ad, yüklem durumunda)
Bendim geçen ey sevgili, sandalla denizden. (Zamir yüklem durumunda)
Biz üniversiteye giderken o küçüktü. (Adlaşmış sıfat, yüklem durumunda)
Onun kaliteli malları çoktur. (Zarf, yüklem durumunda)
Ak akçe kara gün içindir. (Edat öbeği yüklem durumunda)
Dilimizde sıkça kullanılan bağlaçlardan biri de “ve” dir. (Bağlaç , yüklem durumunda.)
Ağzından çıkan tek şey amandı. (Ünlem, yüklem durumunda)
ü Eylemsilerden, adeylem ve sıfateylemler, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olur. Örnek :
Bütün dileği insanların birbirini karşılık beklemeden sevmesiydi.(Adeylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)
Adam, uzaktan bir tanıdıklarıymış. (Sıfat eylem, ek-eylemle çekimlenerek yüklem olmuş.)
ü Yüklem, pekiştirilmiş sözcüklerden de oluşabilir. Örnek :
Bütün gece konuştu da konuştu.
Bayram sabahı şehrin sokakları bomboştu.
Bütün çocukları çalışkan mı çalışkandı.
ü Sıralı cümlelerde, iki farklı yargı aynı yükleme uyum gösterirse ortak yüklem kullanılabilir. Örnek : Oğlan dayıya, kız halaya çeker. Bu bağımlı sıralı cümleyi yargı yönünden tek tek incelersek. Oğlan dayıya çeker.
Kız halaya çeker.
Bu cümlede “çeker” yüklemi ortak kullanılmıştır.
ü Kimi durumlarda yüklemin anlatımdan düştüğü görülür. Böyle durumlarda okuyucu veya dinleyici yüklemi zihninden tamamlar. Örnek :
Ev yapacaksan tuğladan, kıza alacaksan Muğla’dan.
Yukarıdaki anlatım tamamlanırsa :
Ev yapacaksan tuğladan yap. Kız alacaksan Muğla’dan al.
UYARI : İki farklı yargının tek eylemsiye ve tek yükleme bağlanması çoğu kez yargılardan birinin eylemsiyle ya da yüklemle uyumsuzluğuna neden olur ve anlatım bozukluğu yaratır. Bu anlatım bozukluğuna yüklem eksikliği adı verilir. Bu durumda her farklı yargıyı ayrı bir yancümleye (eylemsiye) ya da yükleme bağlamak anlatım bozukluğunu ortadan kaldırır. Örnek : Sigarayı az içkiyi de hiç içmez.
Sigarayı az (içer), içkiyi de hiç içmez.
Özne : Cümlede, yüklemin bildirdiği eylemi ya da yargıyı gerçekleştiren ve üstlenen öğe özne adını alır. Özne bir kişi ya da birkaç kişiden oluşuyorsa yükleme “Kim? Kimler?” soruları; kişi dışında bir varlık, nesne ya da kavram ise yükleme “Ne? Neler?” soruları yöneltilir. Örnek : Yazar, bu romanda sıradan bir olayı anlatıyor. (Anlatan kim? Yazar)
Özne Yüklem
Seni de ansızın yakalar bir gün ölüm. (Yakalayan ne? Ölüm)
Yüklem Özne
İki Çeşit Özne Vardır :
¨ Gerçek Özne : Yüklemde bildirilen eylemi ve yargıyı yapan, yerine getiren veya üstlenen varlık ve nesnedir. Örnek :
Divan edebiyatında işlenen konular, genellikle soyuttur. (Soyut olan ne?)
Gerçek Özne Yüklem
Hiçbir şair, hiçbir hikayeci yalnız bugün için yazmaz. (Yazmayan kim?)
Gerçek Özne Yüklem
¨ Sözde Özne : Yüklemde bildirilen eylemi yapan değil, yapılan eylemden etkilenen kişi, varlık ya da kavramlardır. Başka bir deyişle gerçek öznenin olmadığı cümlelerde asıl görevi, nesne olan sözcük sözde özne görevi üstlenir. Örnek :
Yeni öğretmenler, Doğu Anadolu’ya atanmış. (Atayan kim? Yok) (Atanan kim?)
Sözde Özne Yüklem
Yerler, çok iyi temizlenmiş. (Temizleyen kim? Belli değil?) (temizlenen ne?)
S.Özne Yüklem
UYARI : Sözde özne, yalnızca yükleminde bir eylemin bulunduğu eylem cümlelerinde yer alır. Ad cümlelerindeki özne, daima gerçek öznedir. Örnek :
Kültür mirasına sahip çıkmak, bilinçli bir tavırdır.
Gerçek Özne Yüklem
Öznenin Özellikleri :
¨ Bütün ad ve ad soylu sözcükler, cümle içinde özne görevinde bulunabilir. Örnek :
Bağışlayın beni arkadaşlar. (Ad, özne durumunda)
Yüklem Özne
Ben, gül yanaklı bir çocuğa benzerim. (Zamir özne durumunda)
Özne Yüklem
Tembeller başarılı olamaz. (Adlaşmış sıfat, özne durumunda)
Özne Yüklem
Gece, bir tül gibi şehre iniyor. (Zarf özne durumunda)
Özne Yüklem
Gibi, sözcükler ve kavramlar arasında benzetme ilgisi kurar. (Edat, özne)
Özne Yüklem
Fakat, karşıt yargıları bağlar. (Bağlaç özne durumunda)
Özne Yüklem
Ey, seslenme anlamı taşır. (Ünlem, özne durumunda)
Özne Yüklem
¨ Ad ve sıfat tamlamaları, deyimler ve ikilemeler özne olabilir. Örnek :
Sanatçının yaratıcılığı, sezgi ve duygu gücüne bağlıdır. (Ad tamlaması özne durumunda)
Kimi şair ve yazarlar, düşüncelerinin kolayca anlaşılmasını istemezler.
(Sıfat tamlaması, özne durumunda)
Pot kırmak, onun adetiydi. (deyim özne durumunda)
Konu komşu bu duruma ne diyecek. (İkileme, özne durumunda)
¨ Kimi durumlarda ara söz, özneyi açıklamak amacıyla kullanılır. Bu kullanıma açıklamalı özne denir. Örnek : Annem, beni doğurup büyüten o yüce insan, artık yoktu.
Sınıftan biri, genç bir kız, elini kaldırdı.
¨ Kimi sıralı cümlelerde her cümle için tek bir özne kullanılır ve ortak özne meydana gelir. Örnek : Her canlı doğar, yaşar, ölür. Bu sıralı cümleleri ayırırsak.
Her canlı doğar.
Her canlı yaşar.
Her canlı ölür. “Her canlı” üç ayrı eylemi gerçekleştirdiği için ortak öznedir.
¨ Eylemsiler ve eylemsilerin de yer aldığı çeşitli söz grupları cümlede özne görevi yapar.
Örnek : Yan Cümle Temel Cümle
Şiir okumak / büyük bir zevktir.
Yüklem Özne
Yan Cümle Temel Cümle
Çok Konuşanlar / Dışarı çıksın
Özne Yüklem
UYARI : İki cümlede tek özne bulunabilir. Böyle öznelere ortak özne denir. Ancak iki farklı yargının tek özneye bağlanması kim zaman yargılardan birinin özneyle uyum sağlayamaması sonucunu doğurur. Bu anlatım bozukluğuna özne eksikliği adı verilir. Örnek :
Hepsi ona gülüp geçmiş, onu dinelememişti.
Hepsi ona gülüp geçmiş, (hiçbiri) onu dinlememişti.
Özne – Yüklem Uygunluğu : Bir cümlede anlamın açık ve anlaşılır olması için özneyle yüklem arasında, tekillik- çoğulluk ve kişi yönünden uygunluk olmalıdır.
Özne ile Yüklem arasında iki yönden uygunluk vardır :
§ Tekillik-Çoğulluk Yönünden Uygunluk :
a) Cansız varlıklar, soyut kavramlar insan dışındaki canlı varlıklar, organ ve zaman adlarının çoğul şekilleri özne olduğunda bunların yüklemleri tekil olur. Örnek :
Bütün eşyalar kapının önünde duruyor(lar).
Bu düşünceler çoktan eskidi(ler).
Kuzular uzaktan uzağa bağrıştı(lar).
Ağaçlar sonbaharda yapraklarını döker(ler).
Günler gittikçe uzuyor(lar).
Ellerim tutmuyor(lar).
b) Özne birden çok sıfatın oluşturduğu sıfat tamlaması biçimindeyse yüklem genellikle tekil olur. Örnek : Bu iki kafadar yine yola koyuldu(lar).
c) Sayı sıfatıyla kurulan tamlamalar özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :
İki adam seni arıyor(lar).
Sınıftan on kişi dışarı çıktı(lar).
d) Belgisiz zamirler özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek :
Hepsi seni sormaya gelmiş(ler).
Bazıları balık sevmez(ler).
e) Mecaz-ı mürsel yoluyla oluşan topluluk adları, özne olduklarında yüklem tekil olur. Örnek : Gol atılınca stad ayağa kalktı(lar).
Kasaba yollara döküldü(ler).
f) İnsanlar için özne çoğul olduğunda yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :
Öğrenciler sınıfta ders dinliyorlar.
Öğrenciler, ders bitince evlerine gitti.
g) Cümlede birden çok özne varsa yüklem de çoğul olur. Örnek :
A. Muhip Dranas da Cahit Sıtkı da Fransız şiirini örnek aldıklarını kabul etmezler.
UYARI : Belgisiz sıfatların tamlayan olarak kullanıldığı sıfat tamlamaları özne olduğunda yüklem tekil de çoğul a olabilir. Örnek :
Kimi insanlar böyle düşünmez.
Kimi insanlar böyle düşünmezler.
Cansız varlıklar kişileştirilip özne görevinde kullanıldıklarında ve çoğul olduklarında yüklem tekil de çoğul da olabilir. Örnek :
Dağlar, doğan güne karşı hatalarını düşünüyorlar.
Nehirler burada şarkılar söylüyordu.
§ Kişi Yönünden Uygunluk :
a) İkinci ve üçüncü kişiler özne olursa bunların yüklemleri ikinci çoğul kişi olur. Örnek : Sen ve Ahmet beni dışarıda bekleyin.
b) Özne birinci ve ikinci kişi ya da birinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek : O da ben de seni bekledik.
O konuya sen ve ben çalışacağız.
c) Özne birinci, ikinci ve üçüncü kişiyse yüklem birinci çoğul olur. Örnek :
Oraya ben, sen ve Ahmet gideceğiz.
Yardımcı Öğeler :
SÖZCÜK TÜRLERİ
21/12/2006 · Kategori: turkce
Sözcük Türleri
Eylemler (Fiiller) : İş, oluş, hareket, durum ve kılış bildiren; zaman ve kişi eklerine göre çekimlenebilen; zaman ve kişi ekleriyle çekimlenmesi halinde cümle içinde yüklem görevi üstlenen sözcüklere eylem (fiil) denir.
Örnek : bak-, sus-, büyü-, ağla-, koş-
Gel-di-m kopar-ı-yor-uz
Gel (eylem kökü) kopar (eylem gövdesi)
-di (zaman eki) -yor (zaman eki)
-m (1. Tekil kişi eki) -uz (1. Çoğul kişi eki)
Eylemler, varlıkların yaptıkları hareketlerin niteliklerine ve özelliklerine göre, şu gruplara ayrılarak incelenir :
ü İş ve Kılış Eylemleri : Öznenin kendi iradesiyle bir nesne üzerinde gerçekleşen ve bu eylemden nesnenin etkilendiği tüm eylemler iş-kılış anlamlıdır. Örnek : Kadın gömleği ütüledi.
Açmak, yıkamak, kesmek
ü Oluş Eylemleri : Gerçekleşmeleri özneye bağlı olmayan, doğal bir değişim içinde kendi kendine olan, nesne almayan tüm eylemler oluş anlamlıdır. Örnek : Adam iyice yaşlanmıştı.
Paslanmak, büyümek, çürümek
ü Hareket Eylemleri : Belli bir enerjinin, öznenin hareketlenmesine ya da yer değiştirmesine yönelik olarak harcandığı ve nesne almayan tüm eylemler hareket anlamlıdır.
Örnek : Bugün parkta uzun uzun yürüdüm.
Yüzmek, gitmek, kaçmak
ü Durum Eylemleri : Öznenin kendi sitemiyle gerçekleştirdiği, daha çok içinde bulunduğu durumu gösteren ve bir durağanlık bildiren tüm eylemler durum anlamlıdır. Durum eylemleri de nesne almaz. Örnek : Burada biraz dinleniyorum.
Yatmak, ağlamak, üzülmek
UYARI : İş-kılış eylemleri, nesne aldığı için bu eylemler geçişlidir. Oluş, durum ve hareket eylemleri genellikle nesne almazlar. Bu nedenle geçişsizdir.
Eylemlerin bir bölümünün iş-kılış, oluş ve durum bildirmesi, cümledeki kullanımına bağlıdır.
Örnek : Çocuk kapıyı açtı. (iş-kılış)
Bütün çiçekler açtı. (oluş)
Eylemlerde Zaman : Eylemin içinden geçtiği, geçmekte olduğu ya da geçeceği süre “zaman” olarak adlandırılır. Zaman kavramı, kişi kavramıyla birlikte eylemi adlandıran ve biçimlendiren temel öğedir.
ü Geçmiş Zaman : Eylemin sözden önce gerçekleştiğini gösteren zamandır. Örnek :
Git-ti, git-miş önce eylem, sonra anlatış
ü Şimdiki Zaman : Eylemle anlatışın aynı anda gerçekleştiğini gösteren zamandır.
Örnek : bak-ı-yor, gel-i-yor eylemle anlatış aynı anda gerçekleşir.
ü Gelecek Zaman : Önce anlatışın, sonra eylemin gerçekleşeceğini gösteren zamandır. Örnek : bak-acak, anlat-acak önce söz, sonra eylem
ü Geniş Zaman : Eylemin sürekli ya da genellikle yapıldığını gösteren zamandır. Örnek : okur-r, çalış-ır sürekli ya da genellikle yapılır.
Eylemlerde Kişi : Eylemin kim tarafından yapıldığını, kiminle ilgili olduğunu gösteren kavrama kişi (şahıs) denir. Kişi kavramı, eylem kök ve gövdelerinde kip eklerinden sonra eklenir. Eylemlerde üç temel kişi vardır. Bunlar tekil ve çoğul olarak kullanılabilir.
|
KİŞİ |
TEKİL |
ÇOĞUL |
AÇIKLAMA |
ÖRNEK |
|
I. |
Ben |
Biz |
Sözü Söyleyen |
Okudum Okuyoruz |
|
II. |
Sen |
Siz |
Sözü Dinleyen |
Gelirsin 1 Gelirsiniz |
|
III. |
O |
Onlar |
Hakkında Konuşulan |
2 Biliyor Biliyorlar |
Uyarı : Üçüncü tekil kişi eki yoktur. Üçüncü tekil kişinin anlatımında eyleme yalnızca kip eki getirilir. (bit-ti, git-miş, otur-u-yor)
Eylemlere gelen kip eklerine göre kişi ekleri de farklılaşabilir. Örnek :
Yap-ı-yor-uz (I. Çoğul kişi eki)
Bekle-di-k (I. Çoğul kişi eki)
Eylem Adları : Dış dünyadaki her varlığın ve her kavramın bir adı olduğu gibi eylemlerin de bir adı vardır. Eylem kök ve gövdelerine getirilen “-mak (-mek), -ma (-me), -ış (-iş)” ekleri geldikleri eyleme ad verip eylem adı oluştururlar. Eylem adı durumundaki bu sözcüklere ad eylem (mastar) adı verilir. Örnek : Buradan gitmek istiyor.
Bu saatte gitmeye kalkma.
Oraya gidişimiz zor oldu.
Eylemlerde Kip : Eylemlerin iş-kılış, hareket ve durumu anlatabilmek için haber ve dilek kipleriyle birlikte kişi ekleriyle çekimlenmesine kip denir. Örnek :
Otur - eylem kökü
Otur-acak-sın çekimli eylem
Otur-sa-n çekimli eylem
Çekimli eylemler dört biçimde kullanılabilir:
Olumlu biçim çalıştım
Olumsuz biçim çalışmadım
Soru biçimi çalıştım mı?
Olumsuz soru biçimi çalışmadım mı?
Haber (Bildirme) Kipleri :
a) Görülen (di’li) Geçmiş Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-dı, -di, -du, -dü, -tı, -ti, -tu, -tü) eklerinden biri getirilerek yapılır.
Anlamı : Geçmişte yapılan bitmiş eylemleri kesinliğe bağlayarak anlatır. Görülen geçmiş zamanda aşağıdaki anlam özellikleri görülür :
ü Görülen ve yaşanan bir olayın anlatımında bu kip kullanılır. Örnek :
Öğrenciler son sınavlarına geçen hafta girdiler.
Çocukluğumda ciddi bir hastalık geçirdim.
ü Kesinliği, tarihi belgelere dayanan olayların anlatımında da bu kip kullanılır. Örnek: Osmanlı Devleti 1299’da kuruldu.
Fatih, bütün askeri dehasını kullanarak İstanbul’u fethetti.
Di’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :
|
KİŞİ |
TEKİL |
ÇOĞUL |
|
I. |
Baktım |
Baktık |
|
II. |
Baktın |
Baktınız |
|
III. |
Baktı |
Baktılar |
b) Duyulan (Miş’li) Geçmiş Zaman) : Eylem kök ya da gövdelerine “-mış, -miş, -muş, -müş” eklerinden biri getirilerek yapılır.
Anlamı :
ü Geçmişte yapılan bir eylemi kesinliğe bağlamadan anlatır. Örnek :
O yıllarda ülkemizde büyük ekonomik sıkıntılar yaşanmış.
Gençlik yıllarında bütün Avrupa ülkelerini gezmiş.
ü Kısa bir geçmiş zaman diliminde de olsa, başkasından duyulan eylemlerin anlatımında kullanılır. Örnek : Geçen gün en yakın arkadaşıyla kavga etmiş.
Erdal, dün sinemaya gitmiş, ama filmi beğenmemiş.
ü Farkında olunmayan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :
Öyle bir dalmışız ki, sabah olmuş.
Bir de ne göreyim herkes gitmiş.
ü Gerçekleşen bir eyleme tanık olma durumlarında da kullanılabilir. Örnek :
Eline sağlık, çayda çay olmuş.
Kısa sürede iyice yıpranmışsın.
ü “-dır, -dir” ek eylemleriyle kullanıldığında kesinlik ya da olasılık anlamı kazanır. Örnek : Gönderdiğin mektubu dün almıştır. (Olasılık)
Özür dilerim, kayıtlarımız kapanmıştır. (kesinlik)
Miş’li geçmiş zamanın kişilere göre çekimi şöyledir :
|
KİŞİ |
TEKİL |
ÇOĞUL |
|
I. |
Okumuşum |
Okumuşuz |
|
II. |
Okumuşsun |
Okumuşsunuz |
|
III. |
Okumuş |
Okumuşlar |
c) Şimdi Zaman : Eylem kök ya da gövdelerine “-yor” ekinin getirilmesiyle yapılır.
Anlamı :
ü İçinde bulunduğumuz zaman dilimi içinde başlamış; ama henüz bitmemiş, sürmekte olan bir eylemin anlatımında kullanılır. Örnek :
Çocuk bütün dikkatiyle ders dinliyor.
Ayşe’ye geçen gün gördüğümüz kazayı anlatıyordum.
« Önceki ::